Üsküdar’dan Çekmeköy’e Taşınmak

Kesinlikle tavsiye edeceğim bir eylem. Özellikle sakin yaşamı sevenlere, kalabalıktan uzak durmak isteyenlere, çocuklu ailelere öneririm. Bana göre;

Çekmeköy’de yaşamanın artıları?

1- Trafik derdi neredeyse yok arkadaş. 24 saatte maksimum 30 dakika trafik sıkışık. O da malum iş çıkış saatlerinde.

2- Sokakları hem araç hem yayalar için geniş. Üsküdar’ı bilen bilir. Kimi sokaklarında araba kullanmak için sabır taşı olmanız lazım. Park etmiş araçların yanından kıl payı geçersiniz. Öyledir ki bazen yaya olarak yürümek bile imkansıza yakındır.

3- Otopark derdi yok lan! Arabanı nereye istersen oraya park ediyorsun. Üsküdar Uncular içindeydi iş yerim. O kadar alışmıştık ki park yeri olmamasına hiç unutmam bir keresinde iş yerimle alakasız olmasına rağmen, doğancılar karakolundan inerken boş park yeri bulmuştum, büyük bir hevesle oraya park etmiştim. Çekmeköy’de böyle bir problem yok. İstersen git anayola park et.

4- Sakin yeri ve parkı çok. Koy çocuğu bebek arabasına dilediğin gibi gez. Çoğu yer site zaten. Birçoğu da yerlisi olduğundan saçma sapan adamlarla karşılaşmıyorsunuz.

5- Nüfusu aşırı olmadığından bakkalıyla, manavıyla sohbete muhabbete girebiliyorsunuz. Çay ocakları, kahveleri, oto yıkamacıları ne ararsan güzel. İşine geliyorsa diyebilecek iş yeri  sahibi yok. Carrefour, Migros, Adese, Çağrı gibi birçok market var. Yeni yerleşim, ucuz arazi nedeniyle zamanında yapılmış sayısız alışveriş merkezi var.

6- Kiralar çok uygun. Üsküdar’da selamsız tarafında ne idüğü belirsiz insanların oturduğu mühitte 2+1 80 m2 eve 800 TL kira verirken. Çekmeköy’de utanmasalar villa verecekler o fiyata. Şu an ana caddeye paralel sokakta (mimar sinan mahallesi), nerdeyse 200m2, ayrı girişli, sıfır, lüx ve dublex bir eve 1000 TL veriyorum. 3+1 120m2 sıfır evler 500-600 arası. Hal böyle olunca tüküreyim Üsküdar’ın evlerine ve ev sahiplerine diyor insan. Ayrıca çok fazla özel proje var. Çeşit çeşit site mevcut.

7- İşinizi halledebileceğiniz çoğu yere yakın.Vapura binecekseniz, Üsküdar merkeze sadece 11km. İsteyene otobüsü, isteyene kadıköye direk giden sarı dolmuşu var. Ümraniye’ye yakın. Şile’ye yakın. Çevreyolu, köprü falan yolunuz üzerinde.

8- Profili iyi. Bir kısmı depremden kaçmış zengin tayfa, diğeri de dediğim gibi gerçek yerlileri. Zengin tayfa gerçekten zengin. Trafikteki araçların çoğu lüks ve %80′inin şöförü bayan. Hepsine yol veriyorum :) )

9- Acayip mekanlar var. İstanbul’un çoğu yerinde rastlamayacağınız ilginç cafeler var. Kaliteli restaurantlar var. Çoğu mekan yeşillikler içerisinde ve bahçeli. Benim gibi kalabalığı sevmeyenler için tam bir huzur ortamı.

10- Mahalle, komşuluk kültürü var. Eğer site dışında otururum derseniz, harbi harbi size Çekmeköy’ün halen köy olan yerlerini tavsiye ederim. Kafa dinlemeye birebir.

11- İş yapmak için mükemmel bir yer. İster bir köşe başına lokanta açın, ister bilişim sektörüyle uğraşın. Piyasası gerçekten bakire. Hakkıyla yaptıktan sonra ne iş yapsan tutturursun.

Çekmeköy’de yaşamanın eksileri?

1- Yeme içme pahalı. Ama sor bi neden pahalı.. Öyle tavuk döner yiyim 2 Tl’ye diyebileceğiniz yerler yok. Şu an bakıyorum’da ana cadde üzerinde yemek yiyebileceğiniz en ucuz yer Çekmeköy MADO. Şaka değil, gerçek :)

2- İnsan sakinlikten de sıkılabiliyor lan. Hiçbir olay yok. Alkollü eğlence mekanı olayı zaten diğer anadolu yakası semtlerinde olduğu gibi yok. Bu durum kimine göre eksi kime göre artı. Ona siz karar verin.

3- Devlet kurumlarından bazıları direk şehir merkezinde değil. 5-10 dakikalık mesafelerde ama isim olarak farklı semtlerde. Yeni taşınanlar için İGDAŞ, İSKİ gibi kurumlara gitmesi biraz sıkıcı.

4- Tuning, garaj gibi kelimeleri sık duyabilirsiniz. Gençlerin çoğu modifiyeci :) Ticari araçların bu kadar ısrarla modifiye edilmesini ilk burada gördüm. Lakin gençler iyi, birbirine bağlılar.

5- Trafik ışıklarını dikkate alan pek yok. Bazı yerlerde de ışıklandırma yok. Bu nedenle şehir içinde bazı yollardan geçişte karşıdaki sürücünün insiyatifine kalmış durumdasınız. O size yol verecekki siz yolunuza gidebilisiniz.

6- Gece acıkırsanız ayvayı yediniz. Öyle kadıköy, üsküdar’daki gibi 24 saat açık çeşit çeşit büfeler, lokantalar vs maalesef yok. Gece açık olan 2 benzinciyle, maalesef beğenmediğim 1 fast foodcu.

7- Kesinlikle ev satın alınmaz. Ortalık bu kadar boş arazi doluyken ev fiyatları gereksiz yere çok uçuk. Depremden kaçan zengin kesim basmış parayı. Ortalık müteahit kaynıyor. Üsküdar’da 1000 tl kira gelirli bir ev 170.000-190.000 tl arasıyken, çekmeköy’de 500-550 TL gelirli evler için 130.000-160.000 tl arası fiyat biçiyorlar.

8- Emlakçılardan uzak durun. Mümkünse sahibinden ev kiralayın. Yeni yerleşim, iş imkanı çok diye sağda solda ismini rezil etmiş emlakçı adı altındaki dolandırıcı tayfası Çekmeköy’e tezgah açmış. Aman diyim uzak durun.

9- Adım başı kuaför, adım başı güzellik merkezi var. Öylesine çok ki, bazı sokaklarda nerdeyse birbirine yapışık 3 tane güzellik merkezi görebilirsiniz. Kadınlara ayrı, erkerklere ayrı. Hani sorsalar Çekmeköy’ün neyi meşhur, hiç düşünmem güzellik merkezi derim.

Not: Söylemeden geçmeyelim. Yakında metro’nun geleceği artık kesinleşmiş durumda. Ev almak isteyenlere duyrulur.

Çekmeköy hakkında söyleyebileceklerim bunlar. Sonuç itibariyle güzel, ferah, güvenli, sakin, alışılmışın dışında havası temiz bir yer.. (Bu yazı çekmeköy’ün merkezini kapsamaktadır. Madenler, taşdelen vs hakkında fikrim yok)

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , , , , , | 1 Comment

Bilişim Sektöründe Eleman İlanı Veren Yavşaklar!

Başlığımız bilişim sektörünü kapsıyor olsa da ben, beni daha çok ilgilendiren web tasarım ve grafik konularında ilan veren yavşaklara sövmek istiyorum. Sene 2006-2007, kendi işimi kurmadan önce iş ilanlarına bakıyordum ta o zamanki orospu çocukları 2012-2013 sezonu itibariyle halen değişmemiş.

Mına kodumun evlatları ilanda, işe alacakları elemanlarda öyle manasız ve aptalca özellikler  arıyorlar ki, ilanı veren firma bilişim sektöründe mi çalışıyor yoksa karı mı pazarlıyor belli değil amına koyim.

Mesela, bi amına kodumun adamının amına koduğum bi internet sitesi var. Sitesinde sattığı 1-2 parça hediyelik eşya. Ama ilanda ne varsa yazıyor pezevenk. Soru cevap şeklinde sövelim bu götlere.

1- CSS, CSS2 ve CSS3 hakkında bilgi sahibi olan.
Götveren sen css’in kaçından anlıyorsun? Browserların desteklediği standartlar belli. CSS2 ile CSS3 arasında ne fark var göt. Onu yapan onu da yapıyor zaten. Azıcık css mantığını bilen adam zaten internetten bakarak her boku yapıyor. Hadi bu adam mal. İnternetten bakamadı. Çoğu editörde artık css kodunun ilk harfini yazsan gerisini kendi koyuyor zaten.

2- Adobe Photoshop, Illustrator, InDesign, Dreamweaver ve Flash programlarına hakim
Be amına koduğum, adam aynı anda 3 programı da süper biliyor olamaz. Birinde uzmandır, diğerlerini çat pat biliyordur. Her işin çırağı hiçbir işin ustası olamaz. Bu adam;

a) Photoshop biliyorsa: Fotoğrafçılıkla uğraşıyordur. Banner, grafik, web site tasarımı yapıyordur.
b) Illustrator biliyorsa; Çizim yapıyordur. Logo, ambalaj, paket vs çizer.
c) Indesing biliyorsa; yayıncıdır.  Gazete, dergi vs tasarlar. Quarkxpress muaidilidir.
d) Dreamweaver’ı bilmeyen zaten kapatsın, okumasın gerisini.
e) Benim bildiğim sırf flash üzerine çalışan, işi gücü sadece bu olan insanlar var.  Tüm bunları bilecek bide flash bilecek. Kaçını bilsen olur flashın? Flash MX, Flash CS3, CS6. Bu eleman birde siksin mi seni?

Şimdi bu programların birbiriyle ne alakası var ki ilanların hemen hemen hepsinde bir web tasarımcıdan bunlar isteniyor? Ben artık sövmekten sıkıldım. Kimi

3- Google Analytics, Adwords, SEO konularında tecrübeli
Allah belanı versin lan. Sen web tasarımcı mı arıyorsun, seo konusunda eleman mı. Analytics başka bişey, adwords apayrı bişey. Lan önce sen ne aradığına karar ver sikik. Madem lazım, hem tasarımcı alacaksın işe hem seocu.

Daha nesini uzatayım ki. 4-5-6 diye siz yazın gerisini….

Herneyse.. sadece hediyelik eşya satan e-ticaret sitelerine eleman arayanlar değil ki. İyicene baktım da şimdi. Türkiye’nin önde gelen kariyer sitelerinde Türkiye’nin önde gelen bilişim firmalarının ilanları hep böyle. Sen 2 kere mala vurucan diye orospunun tekini insan kaynakları müdüresi yaparsan olacağı budur. Ben sizin aklınızı, fikrinizi, insan kaynakları yöneticinizi, müdürünüzü, müdür yardımcılarınızı, sizden hisse alan vatandaşı sikeyim.

Burdan ne bok yediğini bilmeyen bilişim ekibine eleman arayan firmalara sesleniyorum. Lan önce hangi program nedir, ne işe yarar onu bi anlayın geri zekalılar. Google’a bir bakın lan. CSS nedir, Actionscript nedir, seo nedir.

Bilişim sektöründe iş arayan aslanlarıma da sesleneyim. Oğlum biliyorum iş yok. Piyasada eleman arayanların hepsi göt. Ama ezdirmeyin kendinizi. Kendi web sitelerinizi kurun. E-ticaret piyasası aldı başını gidiyor. Kurun web sitenizi sizde bişeyler satın. Aç kalırsanız gelin suratıma tükürün.

Not: Tüm işverenlere de sövmemek lazım. Arkadaşlarım var. Adam photoshop bilen diye ilan veriyor, adam paintten terk anasını satim. Piyasada böyle götler varken iyiyi kötüyü ayırmakta zor. Kime söveyim bilemedim. Düzene söveyim de olsun bitsin..

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , , , | 1 Comment

Zengin Olmak İstiyorum Diyorsan Sen Keşfet: ÇATLAK KREMİ

Zengin olmak mı istiyorsun? O zaman yemeden içmeden tüm enerjini çatlak problemine bir çare bulmaya ayır. Çünkü dünyada çatlak probleminin hala hiçbir çaresi yok. Bu çaresi yok durumuna plastik cerrahi de dahil. Zaten çatlakları için ameliyat geçirenlerin hallerini görseniz ağlarsınız. Ne kadar profesyonel yapılsa da operasyon sonrası birçok görüntü problemi söz konusu oluyor. Kayan göğüsler yada telaffuz edemeyeceğim daha farklı yerlerin kayması gibi :) O zaman öl daha iyi..

Piyasada yerli üretim yada ithal olarak binlerce kozmetik ürün var bununla alakalı ama hiçbiri işe yaramıyor. Bazı ürünler çakma önce sonra fotoğraflarıyla işi götürmeye çalışıyorlar ama hepsi bu. En fazla 1 kere kandırabiliyorlar insanı. Zaten eskisi gibi değil. Eskiden özellikle Türkiye’de herkesi en az 1 kez kandırabilirdiniz. Artık öyle değil. Çünkü potansiyel alıcılar önce sorup soruşturuyorlar. Kullanan var mı yok mu diye. Eğer malınız iyi değilse illa bir yerlerde kullandım işe yaramadı diyenlere rastlıyorsunuz. Bu sebeple dandik bir mal ürettiyseniz direk ölü doğuyor ürün. Sonu üreticiye ve satıcıya hüsran..

Peki ya iyi ve işe yarayan bir çatlak kremi üretirseniz? Aman yarabbi işte o zaman dünyanın en zengin adamlarından biri olacağınızı garanti ediyorum. Çünkü dediğim gibi öncelikle bir çözümü yok. Hemen hemen herkesin korkulu rüyası. Özellikle kadınlar her ne kadar hamilelik esnasında birtakım bakım yağları vs kullansalar da çatlaklar oluşabiliyor, hızlı kilo alıp vermek, vücuttaki suyun azalması gibi daha bir yığın sebep.

İşin daha güzel yanı vücut çatlaması için illa kadın olmanıza gerek. Aynı problemi erkeklerde sıklıkla yaşıyorlar. Gelişen ve gittikçe vücut bakımına daha fazla önem veren dünyada erkekler neredeyse kadınlar kadar kendilerine bakar oldu. Kadın olun erkek olun, “Ben çok sağlıklıyım, süper fit oldum” diye bende çatlak olmaz demeyin. 20′li yaşlarda sporcu erkek ve kadınlarda bile bu durum görülebiliyor.

O sebepten hıyarlık edip, ya kim alır çatlak kremini falan filan demeyin. 30 ml işe yarayan çatlak kremi yap, fiyatını 199 gibi birşey belirle sar piyasaya. Ben ticaretten anlamam sadece Türkiye’de satış yapıcam inceden desen, o haber yayıla yayıla sana günde en az 100 tane sattırır. 100 ADET x 199 TL = 19.900 TL / Günlük. :) Bu rakam sana çok geliyorsa, sana hiç işe yaramayan altın çilek hapının, sadece internette 6000 adet ve üzeri sattığını hatırlatırım. Ne oldu 6000×59 mu yaptın :)  Sen uğraşma ben söliyim 354.000 TL / Günlük :)

Şaka yaptığımı düşünenlerin vay haline. 100 adet bu iş için verebileceğiniz en komik rakam. Eczanelere, alışveriş merkezlerine, elalemin diline ve ister istemez dünya piyasasına düştüğünüz de rakamı hayal edebiliyor musunuz? İnsanlık devam ettikçe çatlak kremi satabilirsiniz.  Hadi bakalım, başarılar.

Hala keşfedilmedi ama belki bir ot, belki bir mineral belki de saçma sapan 1-2 vitamin ile 1-2 otun karışımı bu işi çözecek. Şu an için ne olduğu belli değil. Fakat bulursanız lütfen beni de bulun :) )) O paradan nasiplenmem gerek.

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , , | Leave a comment

Fiat Ducato ve Ayarsız Farları

Hava karardığında trafikte seyir halindeyseniz farkında olmadan binlerce çeşit aracı görüyorsunuz, yol veriyorsunuz, solluyorsunuz ya da sollanıyorsunuz. Fakat içlerinde bir markanın öyle bir modeli var ki kendisini farkettirmeden geçmesi imkansız. Bu lanet araç benim gözümde Fiat Ducato‘dan başkası değil.

Trafikte ilerlerken arkanızda olup biteni görebilmeniz için koyulan aynaların tamamı arkadakinin far ışından kullanılmaz hale geliyorsa ve güvenliğinizi tehlikeye atıyorsa bunun yanlızca 2 sebebi olabilir.

1- Arkanızdaki şerefsiz yol istiyordur yada adından mütevellit ipneliğine uzunları yakmış geliyordur.

2- Endişe etmeyin, arkanızda sığırca bir mühendislik ürünü olan fiat ducato vardır ve kısa farlarıyla seyir halindedir.

Nasıl böyle bir far yapmışlar, niye o kadar yükseğe koymuşlar, neden böyle bir far sistemi geliştirmişler bilemiyorum. Fakat bildiğim şu ki mübarek araçlar sanki bedava dağıtılıyormuş gibi her yerde var. Özellikle iş çıkış saatlerinde servis minibüslerinin birçoğunun bu araçlardan olması şahsımın biraz daha günahkar olmasına vesile oluyor.

Şimdi, burda bazı acayiplikler var. Öncelikle bunu üreten pezevenk alıp bu aracı denemedi mi? Bunu aracı test eden mühendisler trafiğe çıkıp o ne lan diyemediler mi? Bu aracı satan arkadaşlar fabrikayı arayıp taşşak mı geçiyorsunuz demedi mi? Bu aracı satın alan vatandaş bu ne lan böyle demedi mi? O demedi bu demedi ortaya Fiat Ducato çıktı. Fiat’ın başında olsam bu aracın üretiminde emeği geçen herkese saplardım.

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , | Leave a comment

Facebook’u Hiç Bitmeyecek Sanan Topaçlar

Facebook konusu abartıldıkça abartılıyor. Şöyle büyük böyle büyük diye. Fakat gerçek hiçte öyle değil. O kadar savunanı var ki sanırsın spam maillerdeki gibi facebook gerçekten her like/share için 1 dolar dağıtıyor a.q…

Şu an facebook için söylenen; asla bitmez, daha da büyüyecek, tek olacak, internetin tamamını ele geçirecek diyenler ve tüm yatırımını bu iş üzerine yapanların göt olup kalacağı zamanlar yakındır. Ben yukarıda belirttiğim şeyleri ICQ, IRC, MSN, YONJA, SiberAlem gibi çooooook sistem için duydum. Bu arada farkında olmadan siberalemi’de adamdan sayıp götünü kaldırdım :) Neyse.. Zamanında irc bitmez diyenler şu an ne yapıyordur merak içindeyim. Belki gerçekten öyle öngördükleri için belki de dönemin kazananının yanında olmak için böyle diyorlardı bilemem. Sonuç olarak göt oldukları değişmez bir gerçek.

Facebook’un Instagram’a 1 milyar dolar yatırıyor olması ne Instagram’ın önemli olduğunu gösterir ne de facebook’un büyüklüğünü. Belki facebook’un psikolojik bir hamlesi bile olabilir. Belki anlaşmalı bir satıştır. Onu bilemeyiz ama doğru bir tercih olduğunu hiç sanmıyorum. Zaten ücretsiz olan bir hizmete ne yarak yemeye para veriyorsun. İlla yatırım yapacaksan git 1-2 reklam şirketi al, 1-2 yazılım şirketi al. Hem 1 milyar dolar ne? Eminim adamlar götleriyle gülüyordur bu satışa.

Teknoloji sürekli gelişmekte ve yeni şeylerin arayışında. IRC yazışabilme imkanı verdiği için liste başı oldu. Sonra ICQ dediki bende resim olayı var o tepeye çıktı. MSN dedi ki bende cam pencere açma var liderliği devraldı. Şimdi facebook diyor ki bende öyle ipnelikler varki her ne bok yiyorsanız onu paylaşıp hava atabileceksiniz. Karıların kızların resimlerini görebileceksiniz, ne isterseniz o olacaksınız. Tüm dünya bunu kaçırsa da Türkler kaçırmazdı.. Facebook şu an bu yüzden liste başı.

Peki ne olacak… İnsanlar şimdiden sıkılmaya başladı. Facebook yönetiminin aldığı boktan kararlar, acayip komplo teorileri, insanların ben şurdayım ben burdayım diye not eklemekten sıkılmaları, gizlilik problemleri, zaman tüneli ve şimdi zorla aldırılan @facebook uzantılı mail adresleri derken işler iyice boka sardı.

Tabi bu paragrafa şöyle yaklaşabiliriz. Facebook ,eskiden kişisel bilgilerinizle ve hobilerinizle yetiniyordu.. Şu an yetinemiyor. Biz bu topaçların birde maillerini okuyalım diyor. Cep telefonlarınızdan onay alıyor, cep telefonlarınızdan bağlandığınızda yerinizi kendiniz söylüyorsunuz. Yakında google’ın bazı hizmetleri gibi adresinizi doğrulamak için evinize zarf ile pin kodu gönderirse şaşırmayın.

Bu arada bu facebook’un üye rakamları bence kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Sadece farmville yüzünden 1 den fazla hesap açanlar üye sayısının en az %15′ini oluşturuyordur eminim :) R10 gibi platformlarda üye sayısı yüzbinleri bulan grupların satıldığını ve bunların da fake hesaplar sayesinde doldurulduğunu unutmamak gerek.

Warren Buffett gibi para kazanabileceği her boka salça olan zeka küpü adam, facebook gibi teknoloji rayları üzerinde yol alan firmalara para yatırmıyor ise demek ki bir bildiği var. Ben şahsen twitter’ın daha uzun ömürlü olacağını düşünüyorum. Çünkü daha basit, gizlilik sorunu yok. Anında paylaşım.. Yine de hiçbirine yatırım yapılmaz.

Sonuç olarak bugün iyi günleri gibi olsa da çöküşünün başladığını açık ve net bir şekilde söyleyebilirim. Çöküşün hızlanması ve facebook yok olması için gereken tek şey yeni bir sistem. Belki hala düşünülmedi, belki de çoktan kuruldu. Onu tabiki bilemem, fakat internette boşa zaman geçirmek isteyen insanlar farkında olmadan öyle yoğun bir arayış içinde ki onlara birşeyler ister istemez sunulacaktır. İşte o gün zuckerberg ipnesinin ve kraldan çok kralcı olanların yüzünü görmek istiyorum. Tıpkı irc, msn, icq gibi platformları savunanların yüzlerini gördüğüm gibi..

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , | Leave a comment

Lacivert Gölgeli Adamlar

Tam olarak ne olduğunu bilmemekle birlikte, tiyatro oyunu yapılmış ve şu an filmi çekilen bir yapıt. Tabi aynı zamanda Burak Donay abimizin başında olduğu bir iş. Çekimlerine başlanmış, güzel bir sanat filmi olacağa benzer. Başrolü bana teklif ettiler amma velakin iş yoğunluğundan kabul edemedim. Herhalde Brad Pitt ile görüşecekler. Detayları bilmediğimden aptal saptal yazıyorum ama bilgi sahibi olunca söz ciddi ve gerçek bilgilerle yer vereceğim :)

Merakla bekliyoruz ortaya ne çıkacağını.

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , | Leave a comment

Yaz Geliyor, Yeni Diyet Hapları Götünüze Kaçmak Üzere

Evet götü büyük arkadaşlar. Yaz geliyor diye yine saçma sapan diyet haplarının arayışına girdiğinizi biliyorum. Her yaz olduğu gibi bu yaz da saçma sapan sebze meyve hapları bekliyor. Bazılarımız kullanmak için araştıracak, bazılarımızın da gezdiği web sitelerde gözlerine sokulacak. Peki nedir bu hapların olayı?

Öncelikle diyet hapları ve incelitici jellerle alakalı olarak bilmeniz gerekenleri sıralayalım:

1- Kilo verdiren hiçbir diyet hapı yada tableti yoktur. Var olması imkansızdır.

2- İlk maddeden söylediniz ama kaynım falanca hapla 10 kilo verdi. siz yanlış biliyorsunuz diyorsanız, lütfen önünüzdeki klavyeyi götünüze sokun, çünkü siz yanlış biliyorsunuz.

3- Bir hapın yada gıda takviyesinin sizi zayıflatabilmesi için kesinlikle sibutramin içermesi şarttır. Sibutramin, sizin önce karaciğerinizi bitirir, kalp çarpıntısı yapar. Sizi ya kısa vadede ya kalpten götürür ya da uzun vadede karaciğer probleminden.

4- Bu tür hapların içinde size zarar verecek kimyasallar varsa zayıflarsınız, eğer satıcı/üretici dürüst ise kimyasal kullanmaz. Kimyasal yoksa zaten zayıflama yoktur.

5- Kimyasal içerenler hapların karaciğer problemi oluşturduğu insanlar da sivilce sayısı artabilir. Su ihtiyacı artar. Çay ve kahve gibi içecekler kalbi zorlar. Bu hapların peşine birde alkol yada enerji içeceği içtiyseniz ayvayı yediğinizin resmidir.

5- Eczanede satılanlar var onlar ne diyorsanız inanın onlar da aynı. Birçoğu internette ürün satanlara şarlatan der. Fakat hemen hemen hepsi yasaklı olduğunu bildiği halde, eczaneci sıfatında olduğu halde size biber hapı da satar, maurers de..

6- Bakanlık onaylı haplar var, reklamını yapanlar var diyenlerden özellikle uzak durun. Çünkü bakanlık hiçbir ürünü diyet yada kilo kontrol ürünü olarak onaylamaz. Hepsi Gıda Takviyesi başlığı altında onay alırlar. Bakanlık durumu şikayetler üzerine farkettiğin de ürüne toplama kararı çıkar. Kilo verme hapı falan filan başlığı altında bir onay söz konusu değildir.

7- İnceltici jeller de var. Onlar da hikaye. İşe yarar gibi gözükenlerin tek olayı kullanılan bölgede suyu dışarı atmak. Bu şekilde daha ince bir görünüm vermek. Fakat su içilince aynı şekle geliyorsunuz. İşin sağlık açısından tehlikelerini anlatmıyorum bile. Bu zayıflama şekline, yarışlarda pilotlar üzerinde sık rastlanır. Isı o kadar su kaybettirir ki bazen pilot 5 kilo zayıflamış olarak tamamlar yarışı.

8- Bu haplar yüzünden gerçekten çok fazla ölüm söz konusudur. Bunların çok ama çok az kısmı medyaya yansımıştır. İşin bilinmeyen tarafından çok daha fazlası vardır.

9- Kilo verdirdi dediğiniz haplar söylediğim gibi kimyasal içeriyorsa size gerçekten kilo verdirebilir, fakat bıraktığınızda çok daha fazla kilo alırsınız. Bu tartışılmaz bir gerçektir.

10- Lahana hapı, altın çilek hapı, acai hapı, maydonoz hapı gibi ürünler yoktur. Sadece ambalajları değişir, içerikleri %99′a kadar aynıdır. Tekrar ediyorum bak iyi anlayın. Piyasadaki hapların içeriği aynıdır. Bir önceki yıl satılmayan x hapı seneye modaya uyup altın çilek hapı olabilir. Altın çilekten artanlar bu yılın modasına uyup Y hapı olabilir. Baya bildiğiniz kapsüller işçiler tarafından çıkarılır ve yeni ambalaja koyulur. Bakın mallık etmeyin, şaka yapmıyorum. Bu konuda çok ama çok ciddiyim.

11- Sizi dengeli beslenmeden ve spor yapmaktan başka zayıflatabilecek hiçbir yol ve yöntem yoktur. Bunu gerçekten beyninize sokun.

12- Bu aslında konu dışı ama söylemeden geçemeyeceğim. Gerçekleri iyi algılamanız açısından söylüyorum ve büyük harflerle yazacağım. PİYASADA BULUNAN KİLO ALDIRICI, KİLO VERDİRİCİ, HEMOROİD HAPLARI, DİYET ÜRÜNLERİ VE CİNSEL GÜÇ ARTTIRICI OLDUĞUNU İDDAA EDEN HAPLARIN İÇLERİ AYNIDIR.

13- Piyasa da ister 29 ister 89′a satılsın. Diyet ürünlerinin maliyeti 3 Tl’yi geçmez. 1 tL dış ambalaj, kutusu varsa 60 kuruş dış ambalaj, 1.5- 2 Tl’ye de içini yaptırırsınız. Üzerine de ister lahana hapı yaz ister acai hapı. Ondan sonra istediğin ünlüyü oynat, koy reklamı facebooka paraya para deme.

İnanmayan arkadaşlar müşteri gibi matbaa, plastikçi ve üretim fabrikalarını arayıp fiyat alabilir. Arayın altın çilek yapacaz 10.000 adet deyin şoka girin.

Aslında marka marka kim ne yiyor anlatabilirim ama o kadar da başımızı belaya sokmayalım. Velhasıl daha ne diyim ulan, hala bir arayış içindeyseniz zaten siz başınıza gelecekleri onaylıyorsunuz demektir. Hadi size eyvallah.

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , , , , | Leave a comment

OpenX Türklere Göre Değil!

Reklam yayıncılığı ile uğraşanlar az çok takip etmişlerdir “ad management” yazılımlarını. Tabi bende birkaçını denedim ama yok kardeşim. Piyasadakilerin hemen hemen hepsi çöp. Özellikle ücretsiz olanlarla bir arpa boyu yol gitmek imkansız. Ücretli olanlar ise insanın içine sinmiyor. Birçoğu hosting işlerinize talip olmak istiyor. Fakat hosting fiyatları çok şişik. Hostingini dışarı vereceğiniz sistemde yayınlamak istediğiniz 1 swf banner 50kb olsa ve reklam alan 1 siteye günde 10k insan girse, birde üzerine 100′ün üzerinde yayıncınız varsa uff olursunuz kardeşim..

Peki Openx özellikle neden olmaz. Çünkü dili ağır, kullanımı zor, pratik değil, çok ciddi sistem sömürüsü yapıyor. Sırf bu yazılıma özel bir sunucu kullanmanız gerek.  Düz hosting/reseller/vps yeterli olmaz. Büyük ihtimalle sistem yöneticiniz sizi kapı dışarı eder. Zaten Türkler böyle durumları çok sevmez. Onlara wordpress gibi kolay kurulup, taşınabilir ve sistem kaynaklarını az tüketen bir sistem lazım.

Şahsen kullanıcı dostu olmayan openx reklam sistemini kurduktan sadece birkaç saat sonra silerek kendime zaman kazandırdığıma inanıyorum. Yoksa orasını çözeyim burasını çözeyim derken ohooooo. Ben reklam işi yapıcam, ppc falan neyse artık reklam satışı yapıcam diyorsanız gidin kendi sisteminizi kendiniz yazın ya da yazdırın.

İlla ücretsiz bir sistem arayışındaysanız size tavsiyem Prosper202 kullanmanız. Zaten Türkiye’de parayla yazdırılan sistemlerin birçoğu bunun üzerinden gitmekte. Sonuç olarak bende şu an bunu kullanıyorum.

——————————————————————–

Arkadaşlar yukarıda Prosper202 için söylediklerimi geri alıyorum. Onu kodlayana ne pis sövüyorum tahmin bile edemezsiniz. Her tarafına reklam gömülmüş sistemin. Sil sil canım çıktı. En sonunda bir baktım ki image/swf desteklemiyor. Annelerine selam gönderdikten sonra sildim.

Şu an ad-seller diye birşey kurdum. Bulabileceğiniz en iyi, en basit, en hafif en güzel herşey bir yazılım. Codecanyon’da satılıyor, fiyatı da 14 dolar. Lütfen parasını verip alın. Zaten o parayı veremiyorsanız reklam işlerini bırakın.

Adresi de şu demosuna bakarsınız: http://ad-seller.net/

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , | Leave a comment

Ebene atlıyım SARAR

Evlenirken aldığım, ilk kez düğünde giydiğim, üstüne en fazla 10 kere giydiğim takım elbisem bugün öyle boktan yerlerden yırtıldıki kağıttan dikildiğini zannettim. Lan bişeyin yırtılma olasılığı vardır bişey demiyorumda bu nasıl yırtılma aq. Kıçı başı aynı gün atarmı lan pantolonun. En azından yırtılırken sesi çıksaydı, anlardıkta üsküdar sokaklarında götümüz yarı açık gezmezdik. Kendimi Kolpaçino’daki Aydemir Akbaş gibi hissettim. O da ben kaç yaşındayım bak donum gözüküyor, donum olmasa götüm görünecek diye dert yanıyordu.

Zaten yırtılmamışta acayip bi hale gelmiş. Nasıl olduğunu tarif bile edemiyorum. Hani ayıp olmasa çıkarıp resmini çekicem pantolonun. Pantolon öyle bi tribe girdi ki, sanki bedava aldık. İşin daha ilginci cekette hiçbir sorun yok. Sonuç olarak kesinlikle yazıklar olsun lan!

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , , , , | Leave a comment

Boku Yedik: Bahçeli Yeni Formülü Açıkladı!

Ne yaptı etti Bahçeli yeni bir formül daha geliştirdi. Olayın Aydın İlinde başlaması hiç şaşırtıcı olmadı. Bilenler bilir, Bahçelinin formüllerinde olmazsa olmaz rakamdır 9. Hani o Sıfırın yanındaki dohuz :) )

Adam nasıl yaptıysa Aydın’a gidiyor, plakadan yola çıkıyor olmuyor formülüne bulunduğu sokağın adını ekliyor birde bakıyorsunki Bahçeli gene lider :) Olayın buraya kadar olanı harbi komik değil. Asıl komik olan birkaç gün sonra bobiler.org sitesinde hakkında çıkacak muhteşem videolar.

Malum video işte bu:

Bahçelinin eski formüllerine bir örnek olarak aşağıdaki videoyu izleyebilir ve kendisinin gelecek seçimlerde ne kadar iddialı olduğunu görebilirsiniz.

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , | Leave a comment

Şampuan Nasıl Olmalı ve Nasıl Olmamalı?

Hergün şampuanlar hakkında bizden az bilgisi olanların sorularını cevaplıyor, bazende bilmediklerimizi bizden çok bilenlere soruyoruz. Aynı zamanda şampuan üretiminde de bulunuyoruz. Bazen kendi şampuanlarımızı yapıyoruz. (Fight Club gibi oldu) Peki bunca zaman neler öğrendik?

İyi bir şampuanın nasıl olması gerektiği hakkında yanlış bilinen çok şey var. Kısa kısa şampuanın nasıl olması ve nasıl olmaması gerektiğini anlatmaya çalışayım.

  • Öncelikle iyi şampuan az köpürür. Şampuan ne kadar köpürüyorsa o kadar kimyasal içeriyor demektir.
  • İyi şampuan asla ama asla saç kremi içermez. Saç kremleri düşünülenin aksine saçlarınızı mahvedecek her türlü kimyasala sahiptirler.
  • Saç dökülmesini önlediğini iddia eden şampuanlar otomatikmen kötüdür.
  • İyi şampuan asla ama asla SLS (Sodium Lauryl Sulfat) içermez. SLS denilen boktan madde deterjanlarda kullanılan temizlik maddesidir. Bu SLS aynı zamanda şampuanın köpürmesini sağlayan ana maddedir.
  • Yok ince telli saçlara yok boyalı saçlara özel gibi ibareler belirten şampuanlar bilinki piyasanın en boktan şampuanlarıdır.
  • Amonyak içeren şampuanlar kesinlikle tercih edilmemelidir. Örnek vermek gerekirse Bioxcin ve türevleri bunlardandır. Bu tür şampuanların sadece WC temizliğinde kullanılması uygun olur :)
  • Markalı olan ve market şampuanları diye tabir edilen şampuanlar genellikle bu boktan özelliklerden en az 2′sini içerir.
  • İyi şampuan bitki özlü olmalı ve en azından Provitamin B5 içermelidir.

Eczanelerde falan satılan şampuanlar varmış ya onlar?

Eczaneler mi? Özellikle son 5 yılda yaptığı mesleği unutup, insanlar tarafından parmakla gösterilen bir iş çeşidinden çıkıp mahalle esnaflığını seçen farklı bir grup yoktur herhalde. Bioxcin, priroin, revigen, revivogen, vichy, bioblas, bitkiderman (nefret ederim) ve daha niceleri.. Bu ürünler eczanelerde hayat bulmuş içi boş ürünlerdir. Para burdadır, arz talep meselesi vardır eczaneler 180 derece dönerler. Hani para tuzağı deriz ya, işte onlardan.

Peki madem böyle bir durum var biz saçlarımızı neyle yıkayacağız?

Saçlarınızı neyle yıkadığınızın ciddi manada hiç önemi yoktur. Hiçbir şekilde hiçbir şampuandan fayda görebilme lüksünüz yoktur. Çünkü tıbbi gerçekler ortaya koymuşturki hiçbir şampuan 3-5 dakikada deri altına inerek saça fayda sağlayamaz. Herhangi bir şampuanla saçınızı köpürttüğünüzde nasıl bir fayda sağlayabilirsiniz ki? Zaten saçınızın canlı olduğunu kim çıkardı :) Olay tamamen skalp yani saç derisinde bitiyor.

Öneri olarak sarımsak özlü, ısırgan özlü şampuanlar kullanılabilir. Çünkü özellikle sarımsak özlü şampuanlarda sarımsakın saç derisini yenilemek ve temizlek gibi bir özelliği var. Ha siz şampuan düşmanı kullanıcılardansanız daha önce de söylediğim gibi zeytinyağı yada defne özlü şampuanlar kullanılabilir.

Organik Şampuanlar / Sabunlar nasıl kullanılmalı?

Bu tür organik ürünler kimyasal şampuanların aksine saç derisine geç bağlanırlar. Dolayısıyla saçınızı iyice köpürtmeli ve en az 5 dakika kadar bekletmelisiniz. 5-6 dakikadan sonra saçınızı çok iyi bir şekilde kurutmalı ve havluyla kurulamalısınız. Unutmadan mümkün olduğunca fön vs gibi olaylardan uzak durun.

O kadar mevzu yaptın hadi bişeyler öner derseniz önerim BioGreen olabilir. Ankara’da üretiliyor. Bir deneyin pişman olmazsınız. Tıklayın.

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , | 4 Comments

Geceleri çalışıyor musunuz?

11 sene kadar önce o kadar alışmışımki gecelerin o sessiz ve verimli saatlerine artık gündüz çalışabilmek ciddi anlamda zor geliyor. Zaten yaptığım iş de bu durumu kaldırıyor. Müşterilerle birebir ilişki halinde olmadığımdan ve mesai saati sıkıntım olmadığından bu şekilde devam edebiliyorum. Kaldı ki mesai ile çalıştığım zamanlarda bile yine geceleri çalışıyordum :)

Geceleri çalışmanın artılarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Daha verimli ve sessiz bir ortam.
  • Herkesin uyduğu saatlerde sizin uyanık olmanız rahatsız edilmemek adına süper.
  • Günün ilk haberlerini siz okuyorsunuz.
  • Ortalama 4 saat uyuyorsanız gündüzden de yararlanıyorsunuz.
  • En güzel işleriniz tartışmasız gece ortaya çıkıyor.
  • Gecesi gündüzü olmayan yeni doğmuş bir bebeğiniz varsa eşiniz size hasta oluyor :)
  • Internet kullanımının en sakin saatlerini yaşadığınızdan bağlantı hızınız TTNET’in vaadettiği seviyelere ulaşabiliyor.
  • 3 yerine 2 öğün yemek yiyorsunuz ve zaman kaybetmiyorsunuz.
  • Herkes gibi olmadığınız için memnun oluyorsunuz.
  • Büyük şehirlerden birindeyseniz yemeksepeti.com gibi siteler sadece size çalışıyor.

Geceleri çalışıyor olmanın eksileri ise şöyle:

  • Gündüz ortalama saat 11:00-12:00′a kadar randevularınız görüşmeleriniz olamıyor.
  • Bir vesile ile sabah erken kalkmak zorundaysanız perişan oluyorsunuz.
  • Evliyseniz ve bebeğiniz yoksa eşiniz bu durumu pek sevmiyor :)
  • Gündüz herkes gibi 6-9 arası uyanmış olmadığınızdan tembellikle çevreden tembellikle suçlanabiliyorsunuz.
  • Uyandığınızda hava bozuk olduğu için karanlıksa günü stresli tamamlıyorsunuz.
  • Yaşadığınız yer büyük şehir değilse geceleri bakkal/büfe/lokanta bulmak zor olabiliyor.

Şimdilik aklıma gelen artı ve eksiler bunlar. Durumunuz müsaitse geceleri çalışmanızı tavsiye ederim. Tabi yaptığınız işle de alakalı. Benim işim internet, tasarım vs. Eğer siz kasapsanız bakkalsanız yatın uyuyun birader. Ne işiniz var gecelerin yargıcı gibi ortalarda :)

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , | Leave a comment

Ticarette Kurumsallık İyidir Kandırmacası

Bu karikatür’ü örnek amaçlı vermedim. sadece beni güldürüyor diye ekledim

Nedendir bilinmez herhangi bir sektörde işe başlayan hemen hemen her patron bir süre sonra kurumsallık peşinde koşmaya başlar. Belki farklı ülkelerde iyidir hoştur ama Türkiye’de işlerinizin düşmemesi için kesinlikle kurumsallıktan uzak duracaksınız. İşletmenizden verim alabilmek için size X BEY, Y Hanım denmesine harbi harbi gerek yok.

Biz yaptığımız işten dolayı hergün yüzlerce hatta bazı zamanlar binlerce alıcı ile temasa giriyoruz. Şimdiye kadarki istatistiklere bakarak kolayca şunu söyleyebilirim ki Türk müşterisi kesinlikle kurumsallıktan nefret ediyor. Ne kadar samimi olursanız müşteri o kadar memnun kalıyor. Ben sırf müşteri temsilcilerimiz samimi davranıyor diye ürün alan yada kendisine çok sıcak davranıldığı için memnun kalmadığı ürünü iade etmeyen müşteriler biliyorum.

Kurumsallık, müşteri ile direk ilişkisi olmayan büyük firmalar için mantıklıdır. Atıyorum bir Renault’un, Toshiba’nın müşterisi halk değildir. Onların müşterileri bayileridir. Alt bayileriyle görüşürken yada farklı firmalarla iş yaparken tabiki kurumsal olmak zorundadırlar. Fakat o malum ürünleri satan son satıcıların aynı kurumsallığı müşterilerine uygulması intihar olur.

Alın size bir Türkiye örneği verelim. Koskoca CHP kaç seçimdir neden eziliyor?  Amerikan diplomatları yazışmalarında kendileri için neden Elitist grup diyorsa ondan eziliyor. AKP diye bir parti geldi halka indi seçimlerde galip oldu. Başka ne bekliyordunuz ki?

Bu ülkede yaşıyorsanız insanların samimiyet sevdiğini unutmayın. Sen gider milyar dolarlık ARGE yatırımı yaparsın sonunda bir şey icat edersin, sonra ipnenin teki çıkar tanesi 1-2 dolara aynı şeyi Çin’de yaptırır ve sırf güler yüzü sayesinde senden çok satar.

Bugün piyasada ne kozmetik firmaları var, milyon dolarlara TV reklamları yaptırıyorlar. Ürettikleri şeyin işe yarayabilmesi için miligramı 250 dolardan satılan extratlar kullanıyorlar. Ama bir bakıyorsunuz ki saçma sapan bir TV kanalına çıkan 1-2 adam bu ürünü alın kıçınıza iyi gelecek, başınıza iyi gelecek diyor, bilmem nerendeki ağrıyı geçirecek diyor. İzliyorsun ve sonra bi bakıyorsun o dalga geçtiğin ipne yeri geliyor günlük 100.000 tl ciro yapıyor. Lan ilahi söyleyerek ürün satmaya çalışanları var daha ne olsun :)   Ha samimiyet dediysem bu ipnelerde ki yalancı samimiyet. Bugün var yarın yok olayı onlarınki.  Onları örnek almayın.

Sen sen ol gerekirse sattığın malın kalitesini 2. plana at, iş yerinin lokasyon ve dekorasyonunu 2. plana at ama hiçbir zaman müşteri ilişkilerinden taviz verme. Heleki forumların, blogların geliştiği ve halkın bilinçlendiği şu günlerde yapacağın en ufak hatanın on binlerce insan tarafından okunabileceğini unutma.

Lan işte adam olun, insanların gönlünü hoş tutun Allah verir zaten.

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , | 1 Comment

Türkiye’de Adobe Flash ne durumda?

Tamamen boktan bir durumda. Ben flash biliyorum diyen her 10 kişiden 8′i kesinlik Adobe Flash’ı hayatında bile görmemiş. Adama flash banner için referans diyorum adam bana XML gallery atıyor header için. Tabi bu %80′lik dilimin içerisinde paintte çizdiği resmi yanar döner yapıp banner işte budur diyenler de var. Farklı bir tür olarakta yaptığı işe XXX Tl isteyip karşılığında 0.000x TL’lik iş gönderenler ve o XXX TL’yi hak ettiklerine de sonuna kadar emin olanlar var. Zaten koca piyasada onlara düşerseniz sizi ancak Allah kurtarır.

Kalan 2 kişiden 1′i iş yaptırılabilir paralara çalışıyor fakat güven vermiyor. Bir varmış bir yokmuş hikayesi gibi. Genellikle forumlardan, bloglardan yada ilan sitelerinden iş düşürmeye çalışıyorlar. Fakat yaptıkları işten hakettikleri parayı istemediklerinden işlerini geliştiremiyorlar. Zaten pek geliştirmekte istemiyorlar. Çünkü bu işler onların 2. işi.

O geriye kalan son 1 kişi ise kendini Google Ceo’su sanıyor. Büyük yada dışarıdan büyük gösterilen şirketlere kapak atmış, burnundan kıl aldırmıyor. X Tl’lik bir işe XXX $ istiyor, karşılığında verdiği ise son derece özensiz bir çalışma. Tabi o gelen çalışmayı da beğenmek zorundasız. Gereksiz yere o kadar kurumsallar ki en boktan değişikliğe bile zaman verebilme cüretini gösteriyorlar. Gereksiz çok bilmiş oluyorlar çünkü kurumsal bir firmada çalışıyorlar. Siz iş arkadaşlarınızla kakara kikiri yaparken onlar kendi aralarında son derece zikik bi yapmacıklıkla isimlerinin sonuna bey/hanım gibi kelimeler ekleyerek birbirlerine hitap ediyorlar.

Sonuca bağlamanın imkansız olduğu bir yazı oldu bu. Bu facebook falan filan gibi boklar piyasayı esir almadan önce gençlerimiz web tasarım, photoshop, flash gibi işlere kafa yorardı. Adam dağın tepesinde öğrenirdi bunu. Şehre indiğinde microsoft sertifikam var, yok bilmem nerenin bilgisayar mühendisliğini bitirdim diyenine bi sktir git diyordu. Çünkü ders verebilecek kadar detaylı biliyordu. Şimdi varsa yoksa apaçilik anasını satim.

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , | Leave a comment

Marlboro Touch Çıkmış

Günde ortalama 1 paket sigara içmekte olan biri olarak yorum yapma yetkisi buldum kendimde. Ürün 07.02.2011 tarihinden itibaren piyasaya çıkmış. Söylentilere göre Marlboro Light’ın yerini almış.

Marlboro Light’ın kısasından nefret etmeme rağmen uzununu pek yadırgamadım. Zaten sadece paketi değişti diyenler halt etmiş. Paketi değişmiş olsa sevmezdim.  Bence tadıda değişmiş ve daha bi içilebilir olmuş. Hafif ve güzel bir sigara. Zaten Parliament içtiğim için acayip gelmedi tadı. Hatta daha yumuşak bir içimi var diyebilirim. Ürünün bir diğer güzel yanı fiyatının 7 TL olması. Bu nedenden abazan liseli ergenleri uzak tutacağına inanıyorum.

Sigara paketinin açma kısmı da hoş. Bozulmadan açılabilecek şekilde tırtıklı bir yapıda. Son bir ayrıntı da şu. Ürün yurt dışında gold touch olarak geçiyor. Türkiye’de özendirici olmaması açısından gold kelimesi kaldırılmış. Bence gereksiz bi durum. Sonuçta marlboro lan bu adı bile özendirici.

Özellikleri ise şöyle;  Zifir: 8mg – Niktoin: 0.6 mg - Karbon Monoksit: 9mg ve fare zehirinden katrana daha nice boktan zehir. (Fevkaladenin fevkinde..)

Sebep aramaksızın içelim içirelim.

Posted in Havadan Sudan | Tagged , , , , | 2 Comments